Loading...

GÜNÜMÜZDE "EN BÜYÜK İNSANİ KRİZ" OLARAK KABUL EDİLEN YERİNDEN EDİLMİŞ SURİYELİLER VE MÜLTECİLER SORUNU, TÜRKİYE'DEKİ TÜM KAMU KURUM VE KURULUŞLARI GİBİ TÜRK TELEKOM AÇISINDAN DA BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR.

Bu bağlamda; Türk Telekom, özellikle Türkiye'deki mülteciler için gerçekleştirilmiş yerel ve uluslararası çalışmaları, raporları, akademik makaleleri, devlet kurumu çıktılarını değerlendirmiş ve acil durum planlaması için sırasıyla Emniyet ve Güvenlik, Sağlık, Eğitim, İşsizlik ve Entegrasyon alanlarını öncelikli alanlar olarak belirlemiştir. Öte yandan, Türk Telekom bu verilerin 5 temel sorun ve konuya katkıda bulunmanın yanı sıra, diğer alanlarda yapılacak araştırmalara da katkı sağlayacağına inanmaktadır. Bu kapsamda, Türk Telekom karşı karşıya olunan nüfusların soruları, sorunları ve zorluklarını açık bir şekilde ortaya koydukları için mevcut ve müstakbel ortaklarına teşekkür etmektedir.

Nisan 2011'den Eylül 2016'ya kadar, Suriye'deki iç savaştan kaçan Suriyeli vatandaşlar ve Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin sayısı 2,7 milyona ulaşmıştır ve diğer mültecilerle birlikte bu sayı 3,5 milyonu aşmaktadır. Başlangıçta, Suriyelilerin Türkiye'ye göçü kısa süreli ve geçici ziyaret olarak görülmüştür, ancak şu anda bu nüfusun Türkiye'de uzun bir süre boyunca kalacağı ve Suriyeli nüfusunun büyük bir kısmının ülkelerine geri dönmeyeceği öngörülmektedir.

Bu Projede, Türk Telekom mültecilerin sorunlarını hafifletmeyi ve mülteci statüsüne sahip müşterilerinin bilgilerini yerel, bölgesel, kıtasal ve uluslararası alanlarda faaliyetleri olan araştırmacılar, düşünce kuruluşları, yardım komisyonları, birlikler, ilgili kamu kurumlarıyla paylaşarak onları desteklemeyi amaçlamaktadır.

İlaveten, bu proje mültecilerin psikolojik dayanıklılığını artırma ve olumsuz yaşam koşullarından kaynaklanan risk faktörlerini azaltma unsurlarıyla, 5 temel sorunun çözümüne katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

Sosyo-kültürel faktörler yaş, cinsiyet, etnik köken veya dini gruplara göre farklılaşabilmektedir. Diğer bir deyişle, genelleme yapmak mümkün değildir. Tüm risk alanları için aynı sorun çözme yöntemlerini kullanmak, destek programlarının etkisini azaltacaktır. Bu nedenle, Türk Telekom veri setlerinin, doğru hedef gruplar ve sınıflandırmalar dahil olmak üzere araştırma çalışmaları üzerinde önemli bir etkiye sahip olacağı görüşündeyiz. 

GENEL MÜLTECİ EĞİTİM DURUMU

Çocukların eğitim sorunu, Suriye sorununa ilişkin en önemli problemlerden biridir. Savaş öncesi döneme baktığımızda ve diğer Arap ülkeleriyle karşılaştırdığımızda, Suriyelilerin eğitim seviyesi yüksektir. 10 yaşın üstündeki nüfusun %77'si okuryazardır. Bu oran erkek nüfusunda %89 ve kadın nüfusunda %64'tür. Mart 2011'den beri okulların büyük oranda kapanmaya başlaması nedeniyle, Suriyeli çocuklar için Türkiye'ye gelmeden önce eğitimsiz geçen bir süre olmuştur.  Sığınmacıların sayısı ve geçirilen yıl sayısının artması nedeniyle, eğitim ihtiyacı daha da artmıştır. Mülteciler yerleştikleri ülkenin dilini bilmediklerinde, bu durum önemli bir soruna yol açmaktadır. Suriye'deki eğitim ortamı savaş başladıktan sonra hızlı bir şekilde bozulmuştur. 2015 yılında yaklaşık 2,7 milyon Suriyeli çocuk okula gitmemiştir. Bu nedenle, mülteci kamplarına gelen çocukla, halihazırda eğitim açısından dezavantajlı durumdadır. Suriyeli çocukların eğitim konularına yetişmesi ve aynı anda ev sahibi ülkenin dilini öğrenmesi gerekmektedir. Ancak, birçok mülteci çocuğun yaşadığı duygusal travma, onların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini etkileyebilmekte ve akademik zorluklarını artırabilmektedir. Suriyeli kız çocukları, eğitim sorunundan erkeklere göre daha fazla etkilenmektedir.  Suriyeli küçük kız çocukları erken yaşta evliliğe zorlanmaktadır.

Eğitim hakkını elde etmek, mülteciler için her zaman ev sahibi ülkenin yerli insanlarıyla aynı kazanımı sağlamamaktadır. Mülteciler ev sahibi ülkenin yerli vatandaşlarıyla eşit hakları elde etseler dahi, uygun eğitim almada sorunlarla karşılaşabilmektedir. Doğal olarak, mülteci öğrencilerin yerli öğrencilerden kültürel, dilsel, antropolojik farklılıkları vardır ve bu durum mültecilerin ayrımcılık ve ait olmama hissi yaşamasına yol açmaktadır. Mültecilerin ulusal eğitim sistemlerine entegrasyonu, bir devlette siyasi, medeni ve sosyal haklara erişim veren vatandaşlık anlamına gelen "Sosyal Vatandaşlık" almalarına yardım etmektedir. Ancak mültecilerin ulusal etnik ve dilsel azınlık gruplarına benzer şekilde ötekileştirilmesi bu fikri engellemektedir ve mülteci çocuklar sınırlı sosyal etkileşim, yabancı hissetme, sataşma gibi nedenlerle psikolojik bozukluklar gösterme eğilimindedir.

EĞİTİM EYLEMLERİ POLİTİKASININ UYGULAMASININ MEVCUT AŞAMASINDA, ARAŞTIRMANIN İHTİYAÇLARI AŞAĞIDAKİLERİ İÇERMEKTEDİR:

  • Eğitim, nitelikli kayıtların eksikliği nedeniyle istenen düzeyde alınamamaktadır
  • Türkçe eğitimi mülteciler arasında yaygın değildir
  • Suriye'de psikolojik danışmanlık ve rehberliğin nasıl yürütüldüğü konusunda bilgi eksikliği.
  • Mültecilere sağlanan eğitim imkanlarında finansman sorunu
  • Özel ihtiyaçları olan çocuklara yönelik hizmetler eğitim sisteminde planlanmamaktadır (engelli çocuklar, yetenekli çocuklar vb.).
  • Aile üyeleri çocuk eğitimi konusunda yeterli bilgiye sahip değildir.
  • Okullarda temel sorun alanlarına ilişkin bilgilendirme ve aile eğitim programları etkili bir şekilde uygulanamamaktadır (çocuk evlilikleri, günlük ihtiyaçlar, vb.)
  • Okula gidemeyen çocuklara erişim sorunları
SONRAKİ KONU

İŞSİZLİK

“DATA FOR REFUGEES TÜRKİYE” BÜYÜK VERİ YARIŞMASI.
Dikkatinize!

PROJE GRUPLARINCA PROJE TEKLİFLERİNİN SUNULMASI 23 Mart 2018 tarihine kadar uzatılmıştır.